DEPRESYON ve TEDAVİSİ

DEPRESYON ve TEDAVİSİ

Depresyon, ülkemizde ve dünyada en sık görülen hastalıklardan birisidir. Kişiniz kendini mutsuz, yalnız, iyileşemeyecek gibi hissetmesi, tüm bunların sonucunda intihara kadar sürüklenebilmesi depresyonun öyle masum, geçici bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini, erken tanı ve etkin tedavinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar. 

Depresyonun ortalama başlangıç yaşı çeşitli çalışmalarda 21-35 arasında bulunmuştur. Erkeklerde depresyonun 29 yaşından sonra azaldığı, kadınlarda ise orta yaşlarda en üst noktaya çıktığı belirlenmiştir.

Birçok çalışmada dul ya da eşinden ayrılmış olanlarda depresyonun yaygınlığı daha yüksek bulunmuştur. Sözü edilen bu durumun kadınlarda depresyon için daha yüksek risk oluşturduğu saptanmıştır. Boşanma/eşten ayrılma depresyona yol açabilir veya depresyonun kendisi evlilik sorunlarına neden olabilir.

Düşük eğitim düzeyi ve işsizlik depresyonda diğer bir risk faktörüdür. 

Kronik fiziksel hastalık varlığı veya başka bir ruhsal bozukluğun varlığı da depresyon görülme oranını 5-10 kat arasında arttırır.

Kalıtımsal faktörler de pek çok hastalıkta olduğu gibi depresyonda da riski arttırmaktadır.

Genel olarak yineleyici özelliğiyle birlikte ele alındığında depresyon, sakatlıkla sonuçlanan diğer hastalıkların neden olduğu toplam iş gücü kaybının %11'inden sorumludur. Kişiler arası ilişkilerde sorunlara ve verimlilikte bozulmalara yol açması hastaların işlevselliklerini çok fazla düşürebilmektedir.

Depresyonun %11-52 arasında süreğenleştiğini, bu oranın erkeklerde %63'e kadar çıkabildiğini söyleyebiliriz.

Depresyonlu hastaların %15'inin intihar ettiği bulgusu da birçok çalışmayla tutarlı olarak tespit edilmiştir. Ayrıca depresyonun tabloya eklenmesi diğer hastalıkların ölüm oranlarını da %50'lere kadar arttırmaktadır. Erkekler için bu oran kadınlara göre daha yüksektir.


Sonuç şu ki depresyon tanısı, önemsiz bir sorun olarak görülüp geçiştirilmeden ivedilikle konulmalı ve zaman kaybetmeden antidepresanlar, psikoterapi, hipnoterapi gibi bütün kaynaklarla bir an önce tedavi edilmelidir. Nüksler açısından da bir kanser edasıyla titizlikle kontrol edilmelidir.