ALT ISLATMA TEDAVİSİ

ALT ISLATMA TEDAVİSİ

ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA PROBLEMİNİN HİPNOZLA TEDAVİSİ

Milton Erickson, hipnoterapi ve kısa stratejik psikoterapi alanında dünya çapında en büyük otorite kabul edilirdi. Gelmiş geçmiş en güçlü, en başarılı psikoterapistlerden biriydi. Freud'un psikoterapinin teorisine kattığı zenginlik kadar Erickson'un da uygulamaya katkısı vardı desek yanılmış olmayız. Erickson insanları çok iyi anlayıp herkesin tedavisini o kişiye en uygun şekliyle yaptığı için bu kadar başarılıydı. Çocuklarda alt ıslatma problemiyle ilgili de çok güzel uygulama örnekleri vardır. 

Milton Erickson'un kendi ağzından bir hipnozla terapi seminerinde öğrencileriyle paylaştığı vakayı dinleyelim:

Erickson: Bir anne 11 yaşındaki kızıyla bana geldi. "Yatak ıslatma" ifadesini duyar duymaz anneyi odadan çıkardım ve hikayenin aslını bir kez de kızdan dinledim. Uzun boylu, sarışın, çok güzel bir kızdı. Hikayesine göre doğumundan bir ay sonra bir idrar yolları enfeksiyonuna yakalanmış ve tedavi görmüştü. Her gün, her hafta ve her yıl kontrole gitmek zorunda kalmış, sonunda idrar kanalından sokulan bir lamba ile pelvis ve böbrekleri incelenmişti. Kızdaki enfeksiyonun merkezi böbreklerden birindeydi; kız ameliyata alınmış, enfeksiyon temizlenmişti. Fakat sistoskopi yapılmıştı. Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? İdrar yolları o kadar sık ve uzun süre genişletilmişti ki uykuya dalıp kasları gevşediği anda yatağını ıslatıyordu. Uyanıkken çişini son derece başarılı bir şekilde kontrol edebiliyordu ancak uyuduğunda iş değişiyordu. Aynı şekilde komik bir olayda kahkahalarla güldüğünde de yine altını ıslatıyordu. Şimdi 11 yaşına geldiğinden ve enfeksiyon sorunu yıllar öncesinde kaldığından ailesi sabırsızdı. Kendini kontrol etmeyi ve yatağını ıslatmamayı öğrenmesi gerekiyordu. Kızın üç kardeşi onunla alay ediyor ve ona kötü isimler takıyorlardı. Komşularının hepsi kızın yatağını ve pantolonunu ıslattığını biliyorlardı. Keza okuldaki birkaç bin öğrenci de bunu biliyorlardı ve kızla alay edebilecekleri her fırsatı kolluyorlardı. Hayatı pek hoş değildi doğrusu. Başka doktorlara gidip gitmediğini sordum. Bana onlarca doktora gittiklerini, bir sürü hap ve ilaç yutturduklarını ama hiçbirinin etkili olmadığını söyledi. Sonunda annesi onu tutup bana getirmişti. Şimdi, böyle bir rahatsızlığı nasıl çözersin? (Erickson, Rosa'ya bakar.)

Rosa: Hmm, bütün aileyi, anneyi, babayı, kardeşlerini bir aray toplardım. Bütün aileyi görmek isterdim.

Erickson: Aile terapisi. (Tam karşısında oturan Carol'e bakar.) Peki ya sen? (Duraksar.) Aslında hepinize soruyorum. Nasıl çözerdiniz? Hepiniz aynı anda cevap vermeyin.

Anna: Öncelikle fizyolojik incelemelerin sonucunu görmek isterdim. Sonra psikolojik seviyede bir hasar olup olmadığını incelerdim. Yeterince bilgi edindiğimde bütün aileyle görüşürdüm ve ardından bireysel terapiye girerdim.

Erickson: Peki onu ne kadar sürede tedavi edebilirdin? 

Anna: Muhtemelen tüm aileyle işim bitip neler olduğunu anladıktan sonra. Kızın kendisinden çok aileyle ilgili bir duruma benziyor.

Erickson: Başka fikri olan?

Carol: Ben hipnozu denerdim.

Erickson: Peki kıza ne söylerdin?

Carol: Şey, belki onu güldürür, bilincini gevşetir, sonra kontrolü kazanmasına yardım eder ve bu şekilde yaklaşırdım.

Erickson: Peki sence son dört yıldır ne yapıyordu?

Dan: Peki onu gerçekte eğitildiği yaşa geri döndürmeye ne dersiniz. Kendim hipnozu hiç kullanmadım ama benim ilk düşüncem onu size göndermek olurdu. (Gülüşmeler.)

Jane: (Jane, New York'tan gelen bir terapisttir.) İdrar kanalını yeniden sıkılaştırmanın mümkün olup olmadığını araştırırdım. Bu sistemi bilen bir fizik tedavi uzmanına bunun mümkün olup olmadığını sorardım. Belki kıza egzersizler yoluyla kaslarını kullanması yeniden öğretilebilir.

Erickson:  Peki onu tedavi etmek ne kadar sürerdi?

Jane: Ne kadar zaman alacağını bilmiyorum.

Christine: Ben de Jane'inkine benzer bir yöntem düşünüyorum. Belki hipnozla onu motive edebilir ve yatağını ıslatmamayı...

Erickson: (Christine'nin sözünü keser.) Sence 11 yıl boyunca yatağını ıslattığı için alay konusu olmak onu yeterince motive etmemiş midir?

Christine: Pekala. O halde farklı bir şekilde başlamalıyım. İdrar kesesini boşaltmadan önce kaslarını büzmeyi ve tamamen boşaltmamayı öğretmek için bazı egzersizler uygulardım, böylece kaslarını kontrol etmeyi öğrenebilirdi.

Erickson: Peki sence bu ne kadar sürerdi?

Christine: Sanırım hipnoz kullanılmazsa oldukça uzun sürebilir. Ama hipnotik eğitimi ve telkinleri düşününce çocuğun başarılı olması çok daha kısa zaman içinde gerçekleşebilirdi.

Erickson: Pekala.

Christine: Sanırım kaslarda bir hasar olduğundan söz etmiştiniz?

Erickson: Evet.

Christine: Dolayısıyla kaslarını yeniden kontrol etmeyi ve güçlendirmeyi öğrenmesi gerekiyor.

Erickson: Sence 11 yıldır kız bunu zaten yapmıyor muydu?

Christine: Yaaptığına eminim ama nasıl yapacağını bildiğini sanmıyorum.

Erickson: Peki bunu nasıl yapacağını ona nasıl açıklarsın?

Christine: Sanırım tuvalete gitmeden önce çişini elinden geldiğince tutmasını söylemek iyi bir başlangıç olurdu. Ayrıca işeme sırasında durdurup yeniden başlatmak da etkili olabilir. 

Erickson: Evet. Şimdi cevabı hepiniz biliyorsunuz fakat bildiğinizin farkında değilsiniz. Ona şöyle dedim "Ben de diğer doktorlar gibiyim. Ben de sana yardım edemem. Ama bildiğin ve bildiğini bilmediğin bir şey var. Zaten bildiğin ama bildiğini bilmediğin şeyin ne olduğunu anladığında yatağını kuru tutmaya başlayabilirsin." Peki bildiği ama bildiğini bilmediği şey neydi?

Christine: Günün büyük bölümünde çişini tutabiliyordu.

Erickson: "Büyük bölümünde" derken çişini bazen tutup bazen tutamadığını anlatıyorsun. Bazen tutamadığını bilmenin bir yararı olmaz. Hepimiz yetişkiniz ve tuvalete gittiğimizde idrar torbamızı tamamen boşalttığımızı biliyoruz. Bu bilgiyle büyüdük, bu bilgiyi her gün uyguladık ve bunun normal olduğunu öğrendik. "Masamın üstündeki kağıt ağırlığına bak." dedim. "Konuşma, hareket etme, sadece gözlerini açık tut ve sürekli o kağıt ağırlığına bak." Öğrendiğimiz ve uyguladığımız her şey birer zihinsel imge olarak bilinçaltımıza yerleşir. Bir zihinsel imge olduğunu bilmesek bile o imgeler biz ölene dek orada kalırlar. "Şimdi kağıt ağırlığına bakmaya devam et," dedim. "Kıpırdama. Konuşma. Şimdi kalp atışların değişiyor, solunumun değişiyor, tansiyonun değişiyor. Kasların gevşiyor. Reflekslerin değişiyor. Bu önemli bir şey değil; sadece söylüyorum."

"Şimdi sana çok basit bir soru soracağım ve çok basit bir cevap vereceksin. Bir banyoda olduğunu düşün, oturuyorsun, çişini yapıyorsun.. Ve o sıraada yabancı bir adam aniden başını kapıdan içeri uzatıyor. Ne yaparsın?"

"Donup kalırım." dedi. 

"Doğru, olduğun yerde donup kalırsın ve işemeyi bırakırsın," dedim. "O adam uzaklaşır uzaklaşmaz kaldığın yerden işine devam edersin. Yapman gereken tek şey işemeyi başlatıp durdurma egzersizleri yapmak. Yabancı bir adamın sana bakması gerekmiyor. Kendi başına başlayıp durabilirsin. Bazı günler bu alıştırmayı yapmayı unutacaksın. Bu sorun değil. Bedenin sana karşı iyi olacak ve daima egzersiz fırsatları sunacak. Bazı günler egzersiz yapmayı unutabilirsin. Bu sorun değil. Bedenin sana karşı iyi olacak." , "Şimdi, sabah kalktığında yatağının kuru olmasını sağlamak, ilk seferinde iki haftanı alacak. Bu sorun değil. Başlatma ve durdurma egzersizleri yapman gerek. İki gece üst üste yatağını kuru tutmak, daha zor olacak. Üst üste üç gece bunu tekrarlamak ise daha da zor olacak. Dördüncü gece yine zor olacak. Ama sonrasında işler kolaylaşmaya başlayacak. Beşincisinde, altıncısında ve yedincisinde, bütün bir haftayı yatağını kuru tutarak geçirmiş olacaksın. Bir haftayı tamamladığında, ikinci haftaya başlayacaksın."

"Üç ay içinde yatağını sürekli kuru tutmayı başarırsan bu benim için büyük bir sürpriz olur. Altı ay içinde bunu sürekli olarak yapaarsan daha da şaşırtıcı olacak."

Altı ay sonrasında bu kız geceyi arkadaşlarının evinde geçiriyor, yatılı partilere kalıyordu. Bilmesi gereken tek şey, istediği zaman işemeyi durdurabileceği gerçeğiydi. Bu gerçeği hepiniz biliyorsunuz, ama gözden kaçırdığınız nokta da bu. Tedavi, bu noktayı hatırlatmaktı sadece. Henüz küçük, 11 yaşında bir kız çocuğu olduğu için onunla bir buçuk saat geçirmem yetti. Hepsi buydu.

Aileyi tedavi etmeye gelince; evet, annenin ve babanın kuru bir yatağa alışmasının zaman alacağını düşündüm. (Kahkahalar.) Ayrıca kardeşleri de ablasının yatağının kuru olmasına alışmak zorunda kalacaklardı. Okuldaki çocuklar da alay malzemelerini kaybetmekten büyük ihtimalle hoşlanmayacaklardı ama gerçek şuydu ki, bu durumda tedaviye ihtiyacı olan tek kişi hastanın kendisiydi.