KEKEMELİK

KEKEMELİK

ÇOCUKLARDA KEKEMELİK

Doğal gelişimlerinin seyri içinde 1 yaşına geldiklerinde ilk kelimelerini çıkarmayı öğrenen çocuklar, 1.5-2 yaşlarında kelime haznelerini oldukça genişletip iki kelimeli basit cümleler kurmaya başlamış oluyorlar. İsteklerine ulaşmanın en önemli yolunun konuşmak olduğunu anlayan çocuklar bu dönemlerde konuşmak için çok çaba harcarlar ve kendilerini ifade edemediklerinde ise büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirler. 24 aydan sonra sadece eylem fiilleri ve nesne isimleri değil, duygu belirten ifadeleri de kullanmaya başlarlar; istiyorum, mutluyum gibi... Özellikle 2 ila 4 yaşları arasında çocukların dil gelişimleri çok hızlı olmaktadır. Bu dönemde çocuklar daha uzun ve karmaşık cümleler kurmayı öğrenmekte, yetişkinlerin tarzında cümleler kurmaya adım atmaktadırlar. Bu dönemde çocuk farklı yapıda pek çok cümleyi nasıl kurabileceğini bilir ancak uygulamada kusursuz değildir. Bu durum çocukların cümle kurarken takılmaları, bazen aynı sözcükleri arka arkaya tekrarlamaları şeklinde olabilir ve bu da aileleri çocuklarındaki kekemelik riski açısından korkutabilir. Aslında bu kekeleme benzeri durum bu yaş grubunun doğasıdır. Terimsel olarak "gelişimsel kekemelik" ya da "normal akıcısızlık" olarak isimlendirilmiştir. Bu dönemde aileler çocuklarında "kekemelik" olduğunu düşünüp paniklememeli, çocuklarını da "kekeme" olduklarını düşündürüp panikletmemelidirler. (Kısacası 2-4 yaş arasındaki "kekemelik benzeri durum" çocuğun düşünme hızına konuşma organlarının henüz tam olarak ayak uyduramamasından dolayıdır ve bu durum normaldir)

4 yaşını geçen çocuklarda kekemelik probleminin devam etmesi halinde ise bir uzmana başvurmak doğru olacaktır.

Kekemelik psikolojik yönü baskın bir konuşma bozukluğudur. Büyük oranda stresle tetiklenir. Çoğunlukla geçici olmakla beraber soruna erken dönemde çözüm aramak önemlidir çünkü tedavisi geciktikçe kekemeliğin kalıcı olma ve tedavisinin de daha zor olma ihtimali artar.

Aileler şunu bilmelidir ki kekemelik; davranış standartlarının mükemmeliyetçi olmadığı, rekabet ve cezanın yaygın olmadığı toplumlarda çok daha az sıklıkta görülmektedir. Dolayısıyla daha toleranslı bir eğitim modeli gerçekleştirilmesi bu sorunun en önemli çözüm kaynağıdır. Çocuğunuz konuşurken onu sakin ve kabul edici bir şekilde dinleyin. Nasıl söylediğine değil ne söylediğine odaklanın. Çocuğunuza tane tane ve yavaş konuşmasını söylemeden önce kendi konuşma hızınızı düşürerek rol model olun. Çocuğunuzun cümlesini kendiniz tamamlamaya çalışmak yerine onu cümlesini bitirene kadar dikkatle dinleyin, kekelediği zaman müdahalede veya eleştiride bulunmayın. Çocuğu konuşmasında acele ettirmeyin. Unutmayın ki kolayca anlaşılabileceğini hisseden çocuklar kolay konuşurlar. "Dur!", "Yeniden başla!", "Önce derin bir nefes al." gibi uyarılarla çocuğun dikkatini konuşması üzerinde toplamayın.

Kekemelik bir tabu haline getirilmemelidir. Gerçek hayatta bu konuyu abartmak da yokmuş gibi davranmak da olumlu sonuç vermiyor. Kekemeliğin herhangi bir ilacı veya ameliyatı yok fakat paniğe kapılmaya da gerek yok çünkü hem çocuklar hem yetişkinler "psikoterapi" uygulamalarından çok büyük faydalar görebiliyorlar.