OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Gelin psikiyatri literatürüne "Obsesif Kompulsif Bozukluk" adıyla giren bu hastalığın sebeplerini, sonuçlarını ve tedavi yöntemlerini inceleyelim.

Obsesyon

Obsesyonu bilirkişiler şöyle tanımlamışlardır: Kişinin isteği dışında bilince çıkan, inatçı ve tekrarlayıcı bir biçimde akla gelerek (ve bir türlü gitmeyerek) sıkıntı yaratan, mantıksızlığının bilinmesine ve kişinin tüm gayretine rağmen uzaklaştırılamayan düşünceler.

Şimdi yine bildiklerimize, koşulsuzca kabul ettiklerimize bir miktar karşı çıkarak uzmanların tanımlarını tartışmaya açmak istiyorum. Örneğin "simetri obsesyonu".

Apaçık gereksiz ve mantıksız bir obsesyon diye düşünebilirsiniz fakat ya öyle olmadığını iddia edersem? "Simetri obsesyonu" bizim DNA'mıza işlenmiştir ve doğal seçilimle aktarılmıştır. Nedir simetri? Simetri güzelliktir. Simetri sağlıklılıktır. Sadece insan türü değil tüm diğer türler eşlerini seçerken onların simetrik görüntüsüne dikkat etmek durumundadırlar. Simetrik olmayan bir eş seçen bir hayvan muhtemelen anomalili bir eş seçimi yapıyor demektir ve genlerini gelecek kuşağa aktarma şansı azalacaktır. Aynı şekilde insan dahil tüm diğer türlerin kendi aralarındaki rekabetlerinde kendi simetrilerine dikkat etmeleri kendi yararlarına olacaktır.

Dolayısıyla böyle bir takıntıda dahi düşüncenin içeriği son derece mantıklıdır. İlaç ile zehir arasındaki farkın "doz" olması gibi obsesyonlarda da düşüncenin içeriğini zehirleyen kısım bu düşüncenin kendisi, özü değil; "doz"udur.

İyi bir tedavi her zaman "empati" ile başlar. Düşüncesinin "öz"ünün yanlış veya kötü olmadığını kavrayan insan için sorununun çözümüne ulaşmak da çok daha kolay olacaktır.

Kompulsiyon

Kompulsiyonun tanımı ise hareketi içerir. Obsesyonların yarattığı sıkıntıdan kurtulmaya yönelik eylemleri "kompulsiyon" olarak tanımlıyoruz. Obsesif kompulsif bozukluğu olan hasta, kompulsiyonlar yapılmadığı takdirde çok büyük bir iç sıkıntısı yaşamaktadır.

Obsesif kompulsif bozukluğun sonuçlarına baktığımızda kişide muazzam bir "iç sıkıntısı"na neden olduğunu ve kişinin normal işlevselliğini inanılmaz derecede bozabildiğini görürüz.

Güneş ışığının suya çarpınca kırılarak yön değiştirmesi gibi OKB'de de kişinin enerjisi yönünü kaybetmiş; saptırılmış bir hedefe yöneltilmiştir. 2+2'yi sürekli 5 olarak hesaplayan bir hesap makinesinin her hesaplamada sürekli yanlış sonuç vermesi gibi sonunda insanı delirten ve aynı işlem için tekrar tekrar uğraştıran bir döngü ortaya çıkar. Bilinç ve bilinçaltı ayrışmış, adeta birbirlerine düşman olmuşlardır.

Böylesi bir durumda temel tedavi yaklaşımı olarak bilinç ve bilinçaltının her ikisini de karşıma alıp ayrı ayrı konuşup yeniden bir araya gelebilmelerine çaba gösteriyorum.

TEDAVİ:

Etkinliği kanıtlanmış farmakolojik ajanlar kesinlikle elimizdeki en büyük silahlardan birisi. Tedavide ilk seçenek olarak SSRI'lar (serotonin geri alım inhibitörleri) uygun dozda (depresyonda kullanılan dozların ortalama iki katı) ayarlanır. SSRI'ların etkisiz kaldığı durumlarda OKB'nin altın standart farmakoterapisi olan ajan "klomipramin"e geçilir. Biri "klomipramin" olmak üzere en az üç ilaç yeterli doz ve sürede uygulanmasına rağmen tedaviye yeterli yanıt alınamayan vakalar farmakoterapiye dirençli hasta olarak kabul edilir.

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde ilaca destek olarak verilecek "psikoterapi" elbette ki çok önemlidir. Genel olarak kullandığımız "psikoterapi" kavramı; bilişsel davranışçı terapi, akılcı duygusal davranışçı terapi, hipnoterapi, EMDR gibi pek çok alt başlığı kapsamaktadır. Tüm bu yöntemleri beraber kullandığımız bütüncül bir yaklaşımla en verimli tedaviyi sunmayı amaçladığımız bu hastalıkta sorununuzun çözümsüz olmadığını bilmenizi isterim. 

 Dr. Anıl Uluhan - Hipnoterapi Uzmanı